Bir varmış, bir yokmuş. Kuzey Kutbu’nda bembeyaz buzların arasında Şıpıdık adında bir kutup ayısı yaşarmış. Şıpıdık’ın tüyleri kalın, pençeleri güçlüymüş ama son günlerde bir türlü ısınamıyormuş. Sabahları dişleri takırdıyor, geceleri battaniyesine sarıldığı hâlde titriyormuş. Bir sabah aynadaki yansımasına bakıp, “Böyle devam ederse burnum bile buz tutacak!” demiş.
Şıpıdık, arkadaşlarından yardım istemiş. Penguenler ona birkaç kat atkı takmış, foklar sıcak taşlar getirmiş, mors ise kocaman bir battaniye vermiş. Fakat hiçbirisi işe yaramamış. Sonunda Şıpıdık’ın aklına bir fikir gelmiş: Kendisine sıcacık bir kazak örecekmiş. Hemen büyük bir örgü şişi bulmuş ve rengârenk ipleri toplamış. “Dünyanın en sıcak ve en güzel kazağını öreceğim!” diye sevinçle bağırmış.
Şıpıdık günlerce örgü örmüş. Sabah örgü örmüş, öğle yemeğini yerken örgü örmüş, akşamları yıldızları seyrederken bile örgü örmüş. Bazen ip pençesine dolanmış, bazen örgü şişi buzun üzerine kaymış. Bir keresinde ipi o kadar çok karıştırmış ki kendisini de ip yumağının içinde bulmuş. Onu gören penguenler gülmekten yere yuvarlanmış. Şıpıdık ise biraz utanmış ama vazgeçmemiş.

Nihayet büyük gün gelmiş. Şıpıdık, günlerce uğraşarak ördüğü kazağı karşısına almış. Kazak gerçekten de çok güzelmiş. Üzerinde mavi yıldızlar, sarı balıklar ve kırmızı kalpler varmış. Şıpıdık heyecanla kazağı başından geçirmiş. Fakat bir türlü aşağı çekememiş. Kolları dirseklerinde kalmış, gövdesi ise göbeğinde sıkışmış. “Eyvah! Ben bu kazağa sığamıyorum!” diye şaşkınlıkla bağırmış.
Şıpıdık önce nefesini tutarak içine girmeyi denemiş. Sonra bir ayağını kaldırıp diğer ayağını öne uzatmış. Ardından buzun üzerine uzanıp kazağın içine doğru yuvarlanmış. Hiçbiri işe yaramamış. Sonunda penguenlerden yardım istemiş. Dört penguen kazağın bir yanından, iki fok da diğer yanından çekmiş. Şıpıdık ise bütün gücüyle kendini içeri sokmaya çalışmış. Tam o sırada iplerden biri “Çıt!” diye ses çıkarmış. Herkes olduğu yerde donup kalmış.
Şıpıdık kazağa dikkatlice bakınca gerçeği anlamış. Günlerce ördüğü kazak kendisi için değil, neredeyse bir penguen ailesi için bile küçükmüş. Çünkü Şıpıdık, kazağı örerken ölçü almayı tamamen unutmuş! Bir süre sessizce durmuş. Sonra kahkahayla gülmeye başlamış. “Ben dünyanın en büyük kazağını örecektim ama dünyanın en küçük kutup ayısı kazağını örmüşüm!” demiş.
Arkadaşları da gülmeye başlamış. Hep birlikte yeni bir kazak örmeye karar vermişler. Bu kez Şıpıdık önce ölçüsünü almış, sonra örgüye başlamış. Yeni kazak tamamlandığında Şıpıdık içine kolayca girmiş. Hatta kazak o kadar büyükmüş ki iki penguen de kazağın cebine saklanabilmiş.

O günden sonra Şıpıdık bir şeyi hiç unutmamış: Bir işe başlamadan önce yalnızca heves etmek yetmezmiş; ölçmek, düşünmek ve gerektiğinde yardım istemek de gerekirmiş.





